mücrim//im//di(n) kaçıncı yaraydın bilmeden kanattığım?... aynı ağaç altı, aynı bank, aynı bakış açısı... engel olamadığım bi iç yarasısın; geçmişden, geleceğe gururla taşıyacağım... hiç yüksünmeden, keşkesiz, pişman...
Kendimden yoruldum.. Sürekli maske takmaktan, İçim kan ağlarken, İnsanlara gülmekten yoruldum... Çok sinirliyken bile, Sakin olma zorunluluğundan yoruldum. Hüzün çizgileri sarmışken yüzümü, Gamzelerimi göstermekten yoruldum.. Bağıra bağıra ağlamak isterken, Gözyaşımı içime akıtmaktan yoruldum. İçimde deli...
Gitmeni de istemedim kalmanı da. Gitmen de tüketti yüreğimi kalman da. Hiç ortası olmadı bu aşkın. Varlığında yokluğuna;yokluğunda varlığına ağlattın. Sevdin mi? Sevmedin mi? Birleştik mi? Ayrıldık mı? Ben hiç bilemedim. Hep...
İnsan düşüyor, kalkıyor, kendisine bir hikâye kuruyor. Kendi hikâyesine çok inanıyor, az inanıyor, hiç inanmıyor. Başkalarının hikâyesine inanıyor. Kendisine inanılacak değişik hikâyeler buluyor. Bir ömrü...
Gökyüzü masmaviydi, yalnız sabah gördüğüm.. En az deniz kadar, yalnız sesin duyduğum.. Ağlamaklıydı sesi.. Ve titrek, sabah ayazı yemiş gibi Nemliydi, bilirim, hiç görmediğim gözleri.. -Of, dedi.. Ne oldu, dedim -Hiç, ne...
Dünyanın en ünlü kalp doktoru De Bakey'ın arabası bozulmuş, arabasını tamire götürmüş. Tamirci arabasının kaputunu açmış ve De Bakey'e dönerek: - Size birşey soracağım neredeyse...
Bir kadını ağlatmak çok zor değildir aslında. Kadınlar her şeye ağlayabilir; bir filme, bir şarkıya, bir yazıya... En az erkekler kadar yani! Ama bir kadını...
Kışın ortasında güneş görünür bazen Isıtmaz ama adınlatır.. Göz kamaştırır.. Kış güneşi gibi bi görünüp bi kaybolan Farkedilen ama içten hissedilmeyen sevgilim Hani aşklar vardır yıllar geçer unutulmaz Hani aşklar...
Demiştim sana hatırlarsan Önemli olan zamana bırakmak değil... ''zamanla bırakmamaktır,, Şimdi bana geçen o zamanın Unutulmaz sancısı kalır. Gittiğim eğer bensem, Söyle bana kimden gittim? Sende yoktum zaten ben, Ben yine, bende bittim...